Aralarında eski
Başbakan Jörgensen'in de bulunduğu politikacı, yazar,
işadamı ve gazeteciler yayımladıkları bildiride Halk Partisi'ni uyardı: "Ülkede bir grubu
şüpheli konuma düşürmeye çalışıyorsunuz. Bu, toplumun birliğine
darbedir."
Avrupa'nın önemli ülkelerinden
Danimarka'da, Türkiye'deki gelişmeleri de hatırlatan ilginç bir
demokrasi tartışması yaşanıyor. Her şey Mahkemeler İdaresi'nin, hakimlerin başörtülü görev yapmasına yeşil ışık yakmasıyla başladı. Buna
itiraz eden aşırı sağcı Danimarka Halk Partisi (DF), gazetelere verdiği burkalı ilanlarla
mahkeme kararını
protesto etti. Ancak bu girişim Danimarkalı aydınların sert tepkisini çekti. Aralarında eski Başbakan Anker Jörgensen ve eski
Dışişleri Bakanı Uffe Ellemann-Jensen'in de bulunduğu politikacı, yazar,
şair, işadamı ve gazeteciler yayımladıkları açık mektupta DF'ye sert çıktı. Partinin, ülkede bulunan bir
azınlık grubunu şüpheli konuma getirdiği, bu yolla toplumun birliğine darbe vurduğu belirtildi. 26 aydının mektubunda partinin vatandaşlığa geçiş konusunda Müslümanlardan Kur'an-ı Kerim'in bazı ayetlerini reddetmesini istediği de hatırlatıldı ve bu talep şiddetle eleştirildi.
Aydınlar tepkilerini şu sözlerle dile getirdi: "Danimarka toplumu, 1930'lu yıllardan sonra ilk defa etkili bir partinin yürüttüğü böyle bir leke sürme kampanyasına şahit olmaktadır. Bu durum, ülkenin bütün enerjisiyle yıllar süren bir çalışma sonrası oluşturmayı başardığı bir arada olma ve dayanışmaya büyük darbe vurmaktadır."
Aydınların bildirisine sağlık örgütlerinden
destek geldi. Hemşireler Birliği Başkan Yardımcısı Dorthe Steenberg, "
Başörtüsü veya diğer dinî semboller kesinlikle sorun değil. Tam tersi, toplumdaki zenginliği yansıtması açısından bunlar gereklidir." açıklamasını yaptı. Danimarka Tabipler Birliği Başkanı Jens Winther Jensen ise yüzü görüldüğü müddetçe
personelin başörtüsü takmasının hiçbir sorun oluşturmayacağına dikkat çekti: "Kıyafeti nasıl oluyor da insanların meslekteki başarısının üstüne çıkarılmak isteniyor anlamakta güçlük çekiyorum."
Hz. Muhammed'e (sas)
hakaret karikatürleriyle
İslam dünyasının tepkisini çeken Danimarka'da aşırı sağcıların başörtüsüne yönelik çıkışları, 13
Kasım 2007'de yapılan genel seçimlerde başörtülü bir adayın yedek milletvekili seçilmesiyle başladı. Aşırı sağcıların kışkırtmalarına rağmen Danimarka
Meclis Başkanlık Divanı, nisan ayında meclis kürsüsünde başörtüsüne onay verdi. Bunu müteakip Mahkemeler İdaresi de hazırladığı personel
kıyafet yönetmeliğiyle hakimlerin başörtülü olabileceğini kabul etti. Durumdan vazife çıkaran aşırı sağcı DF, başörtüsünün kamusal alanda
yasaklanmasını istedi. DF'nin bu teklifi, başta Danimarka Başbakanı An
ders Fogh
Rasmussen olmak üzere diğer siyasilerin ve meslek örgütlerinin olumsuz tavrıyla karşılaştı.
Yasak için meclis ve toplumda istediği desteği bulamayan aşırı sağ parti ise Mahkemeler İdaresi'nin kararını çarpıtarak, gazetelere verdiği 'Danimarka'yı geri istiyorum' başlıklı ve burkanın kullanıldığı tam sayfa burkalı ilanlar verdi. DF'nin bu son girişimi, ülkenin önde gelen 26 aydını tarafından sert bir dille kınandı.
Farklılıklara saygı gösterilmeli
Aşırı sağ partiye hitaben yazılan açık mektuba ülkenin önde gelen simaları
imza attı. Partinin kullandığı dilin toplumda ayrıştırmalara sebebiyet vereceğini vurgulayan aydınlar, "Bu türbülanstan çıkmanın sadece bir yolu var; her yurttaş başkasını anlamaya çalışıp farklılıklara saygı göstermelidir. Bu,
modern Avrupa toplumunun sınırları içinde olan bir anlayıştır. Bu büyük görev hepimizin üzerine sorumluluklar yüklemektedir. Şayet bu görevi hafife alırsak, bize pahalıya mal olur." görüşüne yer verdiler. Bildiriye imza atan eski Danimarka
Dışişleri Bakanı Uffe Ellemann-Jensen, "Danimarka değerlerine saldırı olduğu bir dönemde sağduyulu herkesin sahneye çıkma zamanıdır düşüncesiyle bildiriyi yayınladık." dedi. Danimarka
Merkez Bankası'nın eski Başkanı
Erik Hoffmeyer de toplumda ayrıştırmaya yönelik eylemleri üzüntü verici bularak Mahkemeler İdaresi'nin başörtülü hakime onay vermesini yerinde bir karar olarak değerlendirdi.
Danimarka'da toplumu ilgilendiren konularda aydınlar sessiz kalmıyor. Daha önce de karikatür krizinde Başbakan
Anders Fogh Rasmussen'in tavrını onaylamayan 22 eski
büyükelçi, yayınladıkları bildiride, 'Dinî hakaret,
özgürlük değildir' diyerek tepkilerini ortaya koymuşlardı.
HASAN CÜCÜK- ZAMAN