Mardin Jandarma İl
Alay Komutanı
Albay Özden’in
ölümünden bir süre önce askeri misafirhaneye, Albay’ın odasına yerleşen, ölümünden sonra da ailenin içine kadar girip, “Aranan bir
devrimci” olduğunu iddia eden Ebu Süfyan’a ilişkin bilgiler, çarpıcı ayrıntılarla dolu; “12
Ağustos 1995’te eşimle yaptığım
telefon görüşmesinde, yanında 10 gündür bir çocukluk arkadaşının kaldığını söyledi. 10 gün sonra yanına gidecektim. O zaman onu görebileceğimi, o arkadaşının
Urfa’dan beni tanıdığını ‘Evleneceğim kız işte bu’ diyerek, beni gösterdiğini söylemişti.”
Ancak Tomris Özden, kocasının sağlığında söz konusu kişiyle tanışamadı. Çünkü bu görüşmeden iki gün sonra Albay’ın ölüm haberi geldi. Tomris Özden’in eşinden öğrendikleri; Albay’ın
Kayseri Pınarbaşı’dan çocukluk arkadaşı olduğu, TSİP’li oluşu nedeniyle bir davadan arandığı ve öğretmen olduğu idi.
Telefon rehberi askerle doluydu
Fakat bu kişinin Albay’ın ölümünden sonra ortaya çıkarak, kendisini “Ebu Süfyan” adıyla tanıttığını söyleyen Tomris Özden şunları anlattı: “Beni yurtdışına kaçırabileceğini, ancak fikrimin netleşmesi gerektiğini söyledi. Mücadele etme, başedemezsin bu devletle. Ben yıllarca mücadele ettim, hastalıklı ve fakir bir hayat sürüyorum. Bana ‘git yurtdışına insan gibi yaşa. kendini ziyan etme’ deyip duruyordu.” Özden’in ölümünden sonra aileden biri gibi davranan, sık sık evlerine gelen Ebu Süfyan’ın cenazede paşalarla yan yana durması, hiç kaçak biri gibi davranmaması nedeniyle kuşkuya kapılmaya başladığını belirten Özden, Ebu Süfyan’ın telefon
defterini ortada bırakmasından faydalanarak defteri karıştırdığında ise ilginç isimlerle karşılaştığını söyledi. Bu isimler arasında; bir sürü asker, polis, bürokrata ait telefon numaraları olduğunu ifade eden Özden, bunun üzerine söz konusu kişiyi evden kovduğunu da ekledi.
Kızımı kaçırmaya kalktı
Bu arada sürekli olarak, Albay’ı
PKK’nın öldürdüğünü söylemesi,
otopsi talebinde bulunmasının yersiz ve sonuçsuz olduğu yönünde telkinlerde bulunması üzerine
isyan ederek, “Sen itirafçısın, defol git” diye evden kovan Özden, bu kişiyle bir yıl sonra bir kez daha konuşmak zorunda kalışınının nedeni de anlattı: “1
Eylül Dünya Barış Günü’ne, köydeki yazlığıma kızımı bırakarak gelmiştim. Hemen dönecektim. Ebu Süfyan beni basından takip etmiş. Kuşadasındaki evimi aramış. ‘Seni Kayseri’ye akrabalarına götüreyim’ demiş. Kızım telefonu yüzüne kapamış. Ertesi günü köye gittiğimde bunu duyunca çılgına döndüm. Kızımı kaçırmaya kalkmıştı.”
Şok oldum
Bu olay üzerine kendisine verdiği tüm telefonları aramaya başlayan Tomris Özden, bütün numaraların yanlış olduğunu farkettiğini, aradığı bir numaranın ise Kayseri Pınarbaşı’nda bir köy kahvesine ait çıktığını söyledi. Bu numaradaki kişiyi, Ebu Süfyan’la çok önemli bir nedenle görüşmek isteğine ikna eden Özden, o kişiden Süfyan’ın
Kuzey Irak’tan
işçi getirdiğini duyunca şok olduğunu anlattı. Yılmaz adlı kişiden Süfyan’ın ev numarasını almayı başardığını belirten Özden, Süfyan’a “Bir daha bizi arayıp, rahatsız edersen sana zarar verecek konuma geldim” dediğini aktardıktan sonra Süfyan’ın kendisine söylediklerine de dikkat çekti:
Gerçek Süfyan cezaevinde
“Git, Mehmet Çetiner’den beni sor,
Konya Cezaevi’nde kaldım. O beni çok iyi bilir.
12 Eylül’de
Edirne Cezaevi’nde kaldım. Sonra çıktım bulaşmadım bu işlere.”
Tüm bu yaşananlardan iki yıl sonra ortaya çıkan iki itirafçı
Murat Demir ve Murat İpek, Özden’e, Ebu Süfyan’a ilişkin başka bir çarpıcı bilgi vermişlerdi: “Ebu Süfyan’ın
soyadı Aydın. Ebu Süfyan şu anda cezaevinde. O kişinin, onun yerine geçen biri olabileceğini söylediler. Defalarca suç duyurusunda bulunmama karşın, Ebu Süfyan’ın gerçek kimliği açıklığa kavuşmadı.”
TARAF