Söyleşiye çok sayıda davetli ve basın mensubu katıldı.
“İktisadi gelişme ile Demokratik gelişme arasında paralellik var.”
Bakan
Dinçer, konuğu olduğu Fatih
Üniversitesi’nde çok geniş bir yelpazede geçen bir söyleşi gerçekleştirdi. İktisadi konulara değinen Dinçer, “İktisadi gelişme ile demokratik gelişmeler arasında paralellik vardır. Demokratik başarılar beraberinde iktisadi başarıları getirir. Demokratik
açılım meselesini bu yönü ile değerlendirmekte gerekiyor.” dedi. Kalkınmak için üç ana maddeye değinen Dinçer, bunları; Çevresel kaynaklar, insan faktörü ve mali kaynaklar şeklinde sıraladı.
“Devleti korumak yerine milleti korumak…”
Kamu Yönetimi Reformu hakkında konuşan Bakan Dinçer; Bu konu ile ilgili çok sert ve yersiz tepki aldıklarını dile getirirken, “Kamu Reformu’na,
Anayasa değişikliğine, Birlik ve Beraberlik projelerine tepkiler geldi; ancak bu tepkileri tam anlamadan verdiler. Oysaki bu reformlar devlet odaklı zihniyetten
sivil veya birey odaklı anlayışa geçiştir. Devleti korumak yerine milleti korumak esasına dayanır.” açıklamasını yaptı.
Kamu Yönetim
reformu çalışmaları sürecinde gece gündüz çalıştıklarını ifade eden Bakan, “Bu 52 maddelik
kanun çalışmasının
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde “En iyi hazırlanmış kanun” çalışmasıdır.” diyerek açıkladı. 52 maddelik kanun tasarısının en çok 4.maddesinin tartışıldığını da sözlerine ekleyen Dinçer sözlerine şu şekilde devam etti: “4. Madde Kamu Yararı diye bilinen maddedir. Hukuki değil siyasi bir kavramdır. Sizin rektörünüz sizin için neyi uygun görüyorsa, belediye başkanı neyi uygun görüyorsa ya da hâkiminiz sizin için neyi uygun görüyorsa buna “Kamu Yararı” deniliyor. Böyle bir şey olabilir mi? Bu olmaz. Vatandaş bir
hizmet isteyecek ve karşısında “Kamu Yararı”ndan bahseden birisini görüyor. Biz bunun tarifini değiştirdik.” dedi.
“Demokratikleşmenin kimseye zararı olmaz, bu zarar getireceği fikri
psikolojik bir dayatmadır.” diyen Bakan Dinçer, Sosyal barışın gelmesinin, statükonun kalkmasının kimseye zararı olmayacağını söyledi.
“Türkiye’de Eğitimin kalitesi ivme kazanıyor.”
Hemen her konuda açıklama yapan Dinçer, Eğitim konusuna da genişçe yer vererek şunları söyledi: “Eğitimin kalitesi artıyor. Beş altı yıl sonra üniversite kapılarında yığılmalar ortadan kalkacak. Arz ve talep dengeleri yerine oturacak. Liselerde
teknik ve mesleki eğitimler önemli hale gelecek.”
“Bürokrasi kendini sağlama alır vatandaşı değil.”
Bakan Dinçer ülkede yaşanan
bürokrasi sorununa ise şu sözleri ile değindi: “Türkiye’de bürokrasi insanlara hem para hem zaman kaybettiriyor. Bu adeta bir işkence halini almıştır. Biz bu konuda da ciddi ve
yaşamsal temeli olan çalışmalara
imza atmış bulunuyoruz. Örneğin önceleri bir kişinin sağlık hizmeti alması tam iki yüz kırk dakika idi. Biz yapmış olduğumuz çalışmalarla bu süreyi kırk üç dakikaya indirdik. İkametgâh, nüfus cüzdanı örneği ve sicil kaydı gibi bürokratik evrakları ortadan kaldırdık. Bunlar kamusal yaşam ile sosyal yaşamı hızlandırmıştır.” Bu uygulamanın yılda on iki milyon ağacı kurtardığını anlatan Dinçer; bürokrasinin vatandaşı değil kendini sağlama almaya çalıştığını söyledi.
Kayserili bir vatandaştan gelen yedi sayfalık bir mektuptan oldukça fazla etkilendiğini belirten
Ömer Dinçer, yaşadığı olayı şu şekilde anlattı: “Kayserili bir vatandaşın kızı üniversiteden sağlık
karnesi almak istemiş. Vatandaş yaşadığı bürokrasiyi tam yedi sayfada bana anlatmış. Bir karne için hiç kimseye bu zulüm yapılmaz. Ve o mektubu tüm
bakanlara dağıtarak incelemelerini istedim.
Konuşma esnasında öğrencilere, Fatih üniversitesine girerken bu tür evrakların istenip istenmediğini sorması salonda keyifli anlar yaşanmasına sebep oldu. “Eğer bu tür evraklar isterlerse bana gelin ben hallederim.” demesi salonu kahkahalara boğdu.
Salonda kendisi ile 1998 yılında bir
gezi esnasında beraber olan konuğun, Sayın Bakanım,
siyaset sizi oldukça yaşlandırmış. Siyasete ilgi duyan ve girmek isteyen birisi olarak vazgeçiyorum bu düşüncemden” demesine, Bakan Dinçer gülerek “Haklısınız” cevabını verdi.