Kimse Yok mu Derneği'nin öncülüğünde bir araya gelen
hayırsever vatandaşlar,
kurbanlarını kesmek için adeta
doğuya
akın etti . İşte bu tarihi kucaklaşma
bölgede bayram sevincini ikiye katlarken herkeste farklı duyguların yaşanmasına sebep oldu. Bugün Gazetesindeki köşesinde bu tarihi kucaklaşmayı yorumlayan
Ahmet Taşgetiren Samanyolu TV ektanlarında yayınlanan 'TEK TÜRKİYE' dizisinin başarısını dile getirdi.
İşte Teşgetiren'nin bayram analizi
Bir adam, taa Amerika'dan seslenecek: -Bir insani hamle yapın, kardeşleşin. Kardeş şehirler, kardeş kasabalar, köyler,
aileler edinin.
Ve seferberlik başlayacak. Ben onlardan bir grubu ile
İstanbul -
Diyarbakır uçağında karşılaşmıştım. Uçağın yarısı onlardandı. İstanbullu iş adamları Diyarbakır'a gidiyorlardı. Amaç, Diyarbakırlı iş adamlarıyla buluşmak ve "Bu bölge için ne yapabiliriz?"i konuşmaktı.
Bir grubu, başka bir uçakla Bursa'dan Van'a gitmişti.
Ve işte kurban
Bayramı'nda onlar, çoluk çocuklarıyla bölgedeydi. Diyarbakır'da,
Siirt'te, Van'da, Batman'da... Belki daha başka yerlerde...
Tam 1400 iş adamı ve çocukları... Her biri "Kimse Yok mu?" derneğinin tişörtlerini giymişler, kurban kesiyor, paketliyor, yollara düşüyor, İstanbul'dan, Bursa'dan, İzmir'den veya bir başka Batı
Anadolu şehrinden hazırladıkları
hediye paketleriyle evlerin kapılarını çalıyorlar...
-Bayramınız
mübarek olsun. Misafir kabul eder misiniz?
İslam'ın o doyulmaz infak nezaketi, terbiyesi içinde...
Sonra karşılıklı göz yaşları...
sevinç deyin, hüzün deyin, muhabbetin derin damarı deyin...
Anneler - babalar, bu dostluk - insanlık hamlesi karşısında "Demek hâlâ insanlık ölmemiş - Demek hala unutulmamışız" duygularını yansıttıkça, çocukların gözlerinde sevinç pırıltıları oluştukça, yüreklere yansıyan mutluluk deyin... İşte bunlar yaşandı kış -
kıyamet içinde Bayram'ın birinci günü. Kim ne derse desin, bizi bu insani hamleler yaşatacak.
.....
Baş
bakan Yardımcısı
Cemil Çiçek söylemiş: "-
Türkiye'nin elinde 500
Hollywood filmi çıkartacak malzeme var!"
Bakan, Doğu -
Güneydoğu'da yaşananları kastediyor. Zor bir alan.
Samanyolu televizyonu "
Tek Türkiye" adlı dizide bir köy ekseninde olan - biteni senaryolaştırmış. Bir köye neler sığmış, diyorsunuz her bölümü izlerken...
-Devletin varoluş - varolmayış hallerini, töreyi, törenin bir tek aile içinde meydana getirdiği kırılmaları, terörü, terörün kardeşi
kardeşle karşı karşıya getiren gerçeğini,
örgüt içindeki savruluşları, insan ilişkilerindeki kırılganlığı, cehaleti, kışkırtmayı, provokasyonu, kadının statüsünü, erkeğin dramını, çocuk - töre dramlarını, kan gütmenin bebelere sirayet eden vahşetini...
Daha neler neler...
Bütün bunların içinden dağ gibi Doğu - Güneydoğu gerçeği - ya da sorunu çıkıyor.
500 Hollywood filmi çekilecek bir plato...
Bazen devlet bile bir dil bulamıyor bu yörede
iletişim kurmak için...
Buna bir de, geçmişte yaşananların bagajı eklenince...
Horlanmışlık, dışlanmışlık, fukaralık vs...
Aile sürgünleri...
Çocuk bilincine kazınan ayrımcılık...
* * *
Nasıl çıkılır bu işin içinden? Bizim İslam içinde oluşturduğumuz kardeşliğimiz gene de çok derinlerde imiş, diye şükrediyorsunuz. Ben devlete seslenmiştim "İnsani hamle için en uygun zaman" diye...
Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek "Terminolojinin bile değişmesi lazım, dil farklılaşmalı" diyor. Çok haklı.
Devlet bu defa doğru yürüyor. Sivil insani hamle ise, belki devletten de etkin olacak. Ben, "Cumhurbaşkanı, Başbakan ve
Genelkurmay Başkanı'nı Diyarbakır Ulu Camiinde birlikte namaz kılıp, halkla bayramlaşmaya ve mezrada insanlarla kucaklaşma" ya çağırmıştım. 2005'in Ağustosunda...
Sanırım onun da zamanı geliyor. Devletin "Yeni dili"nde o da vardır, umarım.
İstanbul'un, Bursa'nın, İzmir'in iş adamları Diyarbakır, Van, Batan, Siirt bayramının sabahında büyük buluşmayı gerçekleştirdiler. Gerisi gelecek inşallah.
* * *
Yiğidi öldür hakkını yeme, demiştim ya...
Doğu - Güneydoğu'ya farklı bir bayram yaşatan insani hamle
Fethullah Gülen Hocaefendi'nin çağrısı ile başlamıştır. Bir ucunda bölge çocuklarının eğitimi ve geleceğinin kurtulması bulunan bu hamleyi kutlamak gerekir. Ben de şunu demek istiyorum ki: Yiğidi öldürmekten vazgeçmiyoruz madem, bari hakkını teslim edelim. Bu kadar erdemimiz olsun.